Başka Bir Okul Mümkün Mü
Ana sayfa / Röportajlar / Başka Bir Okul Mümkün Mü?

Başka Bir Okul Mümkün Mü?

Proje Panosu’nun sivil toplum röportajlarında sıradaki konuğu Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Derneği. BBOM yürütme kurulu üyesi Levent Kahraman ve BBOM İstanbul Girişimi gönüllülerinden Mehmet Soycan ile bu sıradışı eğitim yaklaşımı üzerine konuştuk. Bu röportaj aynı zamanda yüz yüze yaptığımız ilk röportaj, beğeniyle okumanız dileğiyle.

B.E: Levent Bey merhabalar, sizi biraz tanıyabilir miyiz?
L.K: Merhaba Büşra, öncelikle şu “bey” vb kalıpları kullanmasak 🙂 Ben Levent Kahraman, Başka Bir Okul Mümkün Derneği yürütme kurulu üyesiyim. Evliyim ve bir babayım. Üç buçuk yaşında Alp isminde bir oğlum var. Çocukların eğitimine katkı sağlamak için BBOM Derneği’nde gönüllü olarak çalışıyorum. Kamu Yönetimi mezunuyum. Şu anda İzmir’de ikamet ediyorum. Derneğin işlerini oradan yürütüyorum.

B.E: Başka Bir Okul Mümkün Derneği ile ne zaman tanıştınız? Bu tanışıklıktan ve BBOM’daki hikayenizden bahsedebilir misiniz?
L.K: BBOM Derneği ile 2012 yılında tanıştım. Yeni baba olmuştum ve baba olduktan sonra eşimin de vasıtasıyla eğitimle ilgili araştırmalar, okumalar yapmaya başladık. Bugüne kadar bu konularda araştırma yapmaya pek ihtiyaç duymamıştık. Ama eşimin de benim de bildiğimiz tek şey mevcut eğitim sistemden ve kendi geçirdiğimiz eğitim öğretim hayatından memnun olmadığımız, mutsuz bir öğrencilik hayatı geçirdiğimizdi. Dahası, istemediğimiz işlerde, istemediğimiz pozisyonlarda sistemin bize dayattığı şekilde çalışıyor olmamızdı. Bundan yola çıkarak “Biz çocuğumuz için ne yapabiliriz, farklı yollar bulabilir miyiz, acaba Türkiye’de alternatif yaklaşım var mıdır?” sorularının cevaplarını araştırırken internette BBOM Derneği ile karşılaştık. Sonrasında derneğin tanıtım toplantılarına gitmeye karar verdik. 2012’nin aralık ayı gibi İzmir’deki BBOM Derneği’nin tanıtım toplantısına katıldık. Tanıtım toplantısı sonucunda derneğe üye olmaya ve diğer toplantılara devam etme kararı aldık. O zamandan süre gelen bir bağımlılığımız oldu ve dernekten hiç kopmadık, toplantılar ve çalışmalar yapmaya başladık. Sonra 2015 yılında İzmir’de bu işe gönül vermiş arkadaşlar ile Bbom İzmir Eğitim Kooperatifini kurduk ve yaklaşık 2 ay öncede Bbom İzmir “Renkli Orman Erken Çocukluk Merkezi”ni hayata geçirdik aynı zamanda dernekle ve dernekteki arkadaşlarla çalışmalara devam ettirdim ve iş yürütme kuruluna kadar geldi. Yaklaşık 2 yıldır da derneğin yürütme kurulunda görev yapıyorum.

B.E: Şimdi de BBOM Derneği’ni daha yakından tanımak isteriz. BBOM Derneği ne yapar?
L.K: Bu soruyu cevaplamaya derneğin tarihçesinden başlamak lazım. BBOM Derneği aslında 2009 yılında, Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminden hoşnut olmayan ailelerin bir araya gelmesiyle hayata geçen bir yapı. Daha çok akademisyen arkadaşların yaptığı sohbetlerden, tartışmalardan sonra aslında BBOM’un Türkiye genelindeki büyük bir ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü herkes çocuğunun geleceği ile ilgili belli bir kaygı taşıyor. Türkiye’nin içinde olduğu gerek politik gerekse ekonomik şartlar bunu daha da ön plana çıkartıyor. Konuşmalar devam ederken görülüyor ki aslında birçok kişinin bu alanda ortak bir kaygısı var. Bu kaygıyı gidermek için bir şeyler yapılabilir mi diye konuşulurken bu fikir etrafında dernekleşilmesi üzerinde duruluyor. Bu fikir etrafında toplanan arkadaşlar 2010 yılında Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni kuruluyorlar. Daha sonra dernek olarak başka bir okulun nasıl olması gerektiği ile ilgili fikir paylaşımları yapıyor ve çalışmalar yürütüyorlar. Dünya’daki diğer alternatif eğitim modellerini araştırıyorlar. Bunların Türkiye’de nasıl uygulanacağı ile ilgili çalışmalar yapıyorlar. Çalıştaylar ve seminerler düzenliyorlar. Nihayetinde, gördükleri ve tecrübe ettikleri bu eğitim yaklaşımlarını Türkiye’nin coğrafyasıyla ve Türkiye’nin geçmişten gelen birikimleriyle harmanlayarak Türkiye’ye özgü bir model yaratma aşamasına geliyorlar. Bu model dört ayaklı bir eksenden oluşuyor. Bunlardan birisi alternatif eğitim, ikincisi demokratik yönetim, üçüncüsü özgün finansman ve dördüncüsü ekolojik yaklaşım. Aslında modelin dayandırıldığı dört temel süre gelen konuşmalar ve çalışmalar sonucunda ortaya çıkıyor. Bir noktada da ihtiyaçtan doğuyor.

Eğitim, Anadolu coğrafyasında binlerce yıldır var olan önemli bir kavram. Yakın tarihimize baktığımızda Köy Enstitüleri bizim çok fazla beslendiğimiz başarılı bir eğitim kurumuydu. Köy Enstitüleri’nin aslında insanın kendini tanıması, kendini gerçekleştirmesi var. Çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren tecrübe ederek, yaşayarak yapabileceklerine inanıyoruz. Bunun için de BBOM eğitim modeli dediğimiz modeli oluşturmaya çalışıyoruz. Amaçlarımız doğrultusunda yerel tanıtımlar, eğitim seminerleri, belediyelerle ortaklaşa çalışmalar, ebeveyn seminerleri, sokak oyunları etkinlikleri, atölye çalışmaları vb. yapıyoruz. Ayrıca Dernek bünyesinde yürüttüğümüz projeler de var. Başka Öğretmenler Mümkün Projesinin birincisini Sabancı Vakfı’nın desteği ile gerçekleştirdik. Bu yıl da ikincisini TAV İşletme Hizmetleri A.Ş. desteği ile gerçekleştireceğiz. Bir diğer etkinliğimiz de Ashoka Vakfı ile birlikte Sabancı Vakfı desteği ile gerçekleştirdiğimiz “Fark Yaratanlar Eğitim Zirvesi”. Şuan bu zirvenin seneden üç dört kez yapılması hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz.

B.E: Derneğin temel aldığı alternatif eğitim modelinden biraz daha detaylı bahsedebilir misiniz? Bu modeli mevcut modellerden ayırt eden özelliker neler?
L.K: BBOM Derneği yurtdışında uygulanan herhangi bir modeli birebir alıp onu Türkiye’de uygulamayı amaçlayan bir dernek değil. Çünkü bizim öznemiz çocuk ve çocuğun kendini geliştirebileceği, kendini tanıyabileceği en uygun eğitim sisteminin ne olduğu üzerine düşünüyoruz. Bu aşamada Dünya’daki başarılı ülkelere bakıyoruz. Bunların başında Kuzey ülkeleri geliyor. Oradaki örnek eğitim sistemlerine bakıyorsunuz. Güney Kore’ye bakıyorsunuz, Amerika’ya bakıyorsunuz. Buradaki eğitim sistemleri size zaten bir şey söylüyor. Çocuğun doğallığına inanan, onu serbest bırakan, çocuğun kendisinin öğrendiği ve merak ettiği bir eğitim sistemi aslında en başarılısı.Ayrıca, Montessorie, Reggio Emilia yaklaşımı, Waldorf pedagojisi, Orf teknikleri, Özgür Okullar, Demokratik Okullar, Orman Okulları da başarılı sistemlerin dayandığı temellerden. BBOM Derneği’nin modeli tüm bunları birebir yakından incelenip araştırılıp, Türkiye’de nasıl yaparız, nasıl işletiriz, nasıl yaşatırızı düşünerek kurduğumuz bir yapı.

Türkiye’nin geçmişten gelen eğitimsel yaklaşımlarıyla beraber Dünya’daki başarılı örneklerin iyi taraflarını alıp uygulanabilir bir model oluşturmaya çalıştık. Geçen seneye kadar aslında bir model olduğu iddiasında da değildik. Ama katıldığımız eğitimlerde, seminerlerde, yurtdışı toplantılarında BBOM modelini anlattıkça yurtdışındaki uzman, eğitimci ve akademisyenler “evet ya bu model, bu bir yaklaşım, gerçekten ayağı yere basan bir yaklaşım” dedikçe biz de artık bunun bir model olduğunu söylemeye başladık ve inandık. Alternatif eğitim dışındaki ayağında da demokratik yaklaşım var. Günümüzdeki en büyük eksiklerden biri demokratikleşme, demokratik bir hayat sürdürebilme. Biz çocukları yaşayarak kurgulayacakları, kendi demokratik yapılarını deneyimleriyle kurabileceklerini düşünüyoruz. Burada da en temel şeyin aile ve okul olduğuna inanıyoruz. Biz de okullarımızda çocukların demokratik süreci kendilerinin yönettiği, bu bağlamda tabi okulları da kendilerinin yönettiği bir yapı kurgulamak istedik. Öte yandan, aslında bu modelin diğerlerinden en büyük farklarından biri temelde çocuğun olması. Ama daha da önemlisi tüm bunların bir arada eğitim sistemi içinde bulunması. Dünya’da mesela demokratik okullar var ama özgür okul veya ekolojik değil ya da özgür okullar var ama özgün finansmanla(kooperatif) yönetilmiyor. Bunların hepsinin bir arada olduğu tek sistem BBOM modeli.

Bizdeki okullarda her şey yaşayarak öğrenme üzerine kurulu. Ekolojide de bu böyle mesela. Bizim çocuklarımızın beslenmelerinin organik olması ya da iyi tarım uygulamalarından gelen gıdalardan beslenmesi değil. Bizim okullarımızda tarım yapılıyor olması ve çocukların kendi yetiştirdikleri ürünleri tüketiyor olmaları da ekolojik olmak. Plastik kullanılmaması, her şeyin ahşap temelli olması, bunların birçoğunun geri dönüşüm malzemesinden yapılıyor olması. Kullandıkları tüm malzemelerden çocukların yaklaşımlarına kadar giydikleri kıyafetlere kadar kullanılan çöp torbasına kadar aslında bu ekoloji ile alakalı. Şuan var olan klasik sistemde ekoloji yaklaşımı çocuklara sadece korkutucu bilgi verilmesi şeklinde işliyor. “Dünya çok hızlı kirleniyor, yağmur ormanları yok oluyor senin yere çöp atmaman lazım, fosil yakıt kullanmaman lazım” diyoruz çocuklara. Bizde hep bir korkutma, çocuğun üstüne fazla bir yük yükleme üzerinden gider. Ama çocuk zaten bunu doğada olarak, yaşayarak algılaması gerekir, mesela kendisi görse bir böceğin faydasını, bir çiceğin neden solduğunu ve onun toprağa karıştığını, oradan neden azot ürettiğini ve diğer şeyleri beslediğini yaşayarak görürse zaten çevreci olacaktır zaten ekolojist olacaktır. Bu demokrasi için de geçerli. Çocukların okullarında demokrasiyi yaşıyor olması lazım. Alternatif eğitim modeli için de şunu söylemeliyim. Asıl olan kara tahtada sadece anlatılan, öğretmenin sadece sana ezberlettiği, 10 bölü 3 şeklinde bir eğitim değil. Neden 10’u üçe bölersek elimizde bir tane kalıyor. Çocuğun bunu sorgulaması lazım. Bunu mandalina toplarken de tecrübe edebilir. Bahçedeki on mandalinayı toplayıp bunu üç arkadaşlarıyla paylaştığında da neden elinde bir tane kaldığını düşünmesi bunu yaşaması lazım. Özgün finansmanda da bu şekilde. Sadece para vererek okulun paydaşı olamazsın, senin bu okulu kurman lazım. Senin bunun içinde olman lazım. İşin temelinde yaşamak var merak etmek var.

B.E: Bahsettiğiniz modeli temel alarak başka bir okulun mümkün kılmaya çalışıyorsunuz. Bu noktada, BBOM Derneği’nin yapılanması ve kurulan okullardan da bahsedebilir misiniz?
L.K: BBOM Derneği Bodrum Mutlu Keçi İlkokulu, Ankara Meraklı Kedi İlkokulu ve İzmir Renkli Orman Erken Çocukluk Merkezi olarak okul hayatları devam eden kooperatiflere, Kaş, Eskişehir, Çanakkale’de okul açma aşmasına gelmiş kooperatiflere ve Ayvalık, Bursa, İstanbul illerinde ise kooperatifleşme aşamasında olan girişimlere sahip. Faaliyetlerimizi girişimler üzerinden sürdürüyoruz. Burada üzerinde durmak istediğim önemli bir konu var. BBOM Derneği okul açıyormuş gibi bir algının hakim olduğunu görüyorum bazen. Fakat aslında dernek okul açmıyor. Dernek okulların nasıl açılacağını ve nasıl işletileceğinin temelini yol haritasını sunuyor. Burada da kooperatifler devreye giriyor yani okulları açan ve işleten kooperatifler. Kooperatifi de yerelde aileler kuruyorlar. Aileler bir araya geliyorlar ve okul açma iradesi gösteriyorlar. Kendi aralarında “okul açmak istiyoruz çocuklarımızı BBOM okuluna göndermek istiyoruz” diyorlar ve kooperatif kuruyorlar. Kooperatif de okulun işleticisi, sahibi oluyor. Özetle, dernek ve kooperatif çok iç içe bir yapılanma. Dernek bu işin anayasasını çizen, yol gösteren bir yapı. Bununla ilgili çalışmalar yapıyor. Ama yerelde okulu kooperatifler açıyor. Burada üçlü bir yapılanmadan ve ilişkiden söz edebiliriz: kooperatif, okul, dernek.

B.E: BBOM Derneği’nin bir hayali gerçek kılmak için çalışan bir dernek olduğunu ve başka bir eğitim ve öğretim süreçlerinin mümkün olduğuna sonuna kadar inandığınızı söylediklerinizden ve dernek faaliyetlerinde rahatlıkla görebiliyoruz. Peki BBOM hayalini gerçekleştirmek ve gerçekten başka bir okulun mümkün olduğunu göstermek için neler yapıyor?
L.K: Dernek olarak yaptığımız en önemli şey bunu insanlara anlatmak. Bunun yapılabileceğini anlatmak daha sonra bunu insanlara göstermek. Bu göstermeyi de mevcut okullarımız üzerinden yapıyoruz. Biz olması gereken doğal bir eğitimden bahsediyoruz. Çocuğun doğada olduğu, insanın doğada olduğu ve kendi kendine öğrendiği bir modelden bahsediyoruz. Ve bunu insanların bir araya gelerek kendilerinin de yapabileceğini gösteriyoruz. Derneğin buradaki en büyük misyonu bunu insanlara anlatmak ve mevcut olan başarılı örneklerle bunu yapabileceklerini göstermek. Bu noktada ilk olarak Bodrum’da Mutlu Keçi, Ankara’da Meraklı Kedi, İzmir’de de Renkli Ormanlar okullarımız ile bunu göstermeye çalışıyoruz. Bunları da hayata geçirirken kooperatif üzerinden yapıyoruz. Ve insanlara kooperatifçiliğin Türkiye’de yapı, inşaat gibi olumsuz örnekler nedeniyle yanlış bilindiğini, ama iyi kullanıldığında aslında Dünya’daki en demokratik ve en eşitlikçi yaklaşım olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu sebeple biz okullarımızı kooperatifler aracılığıyla kuruyoruz. Derneğin en önemli işlerinden biri de bu. Öte yandan, seminerler düzenliyoruz, tanıtım toplantıları yapıyoruz. Bunu daha da çeşitlendirebiliriz. Sonra da projelere geçiyoruz. Başka Öğretmenler Mümkün Projesi, geçtiğimiz sene yaptığımız Fark Yaratan Eğitim Zirvesi gibi projelerle bunları insanlara kamuoyuna anlatmaya çalışıyoruz.

B.E: Başka bir okulu mümkün kılmak için sizce biz gençlere, eğitimcilere, ailelere, sivil toplum kuruluşlarına kısacası eğitim-öğretim sürecinin tüm bileşenlerinin üzerine düşenler nelerdir?
L.K: Aslında yapılacak çok şey var. En başta bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerine maddi ve/veya manevi destek verebilirsiniz, üye olabilirsiniz. Başta “Başka Bir Okul Mümkün Derneği” olarak bizimle gönüllü faaliyetlerde bulunabilirsiniz, eğitimlerimize, çalışmalarımıza katılabilirsiniz. BBOM fikrini etrafınızda anlatabilirsiniz. Üniversitelerde, okullarda, öğretmenlerinizle, arkadaşlarınızla, komşularınızla konuşabilirsiniz. Okullarınız içerisindeki derslerde, sivil toplum çalışmalarında ya da düşünce topluluklarında Bbom modelini tartışabilirsiniz. Sonuçta bizim yaptığımız şey Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından biri. Aslında en ciddi ihtiyaçlarından biri. Eğitim sistemi üzerinden bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Uzun vadeli çıktıları olan bir ihtiyaç bu.Biz eğitim sistemini, Türkiye’nin geleceğini, yeni bir nesilin kendisini yetiştirmesi için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Burada da aslında herkese bir görev düşüyor en başta eğitim sisteminin içerisinde olan eğitmenler ve aileler.. Ayrıca, her ne kadar eğitim kurumu olarak okul görülsede en önemli eğitim ailede başlıyor. Ebeveynlerin kendini geliştirmesi ve yaptıkları ile çocuklara örnek olması lazım. Biz de dernek olarak bunun için neler yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bunu da tek başımıza yapamayız. Sadece mevcuttaki dernek üyelerinin, gönüllülerin belli bir iş gücü, finans gücü, belli bir zamanları var. Ne kadar çok kişi bize katılırsa ne kadar çok kişi bizimle beraber emek harcarsa o kadar gelişir ve büyürüz.

B.E: Son olarak, BBOM Derneği yoluna emin adımlarla devam etmesinde gönüllülerin yeri nedir? BBOM’da gönüllü olmak isteyenlere neler söylemek istersiniz?
L.K: BBOM tamamen gönüllülerden oluşan bir dernek. Bizim bir tane profesyonel çalışan çalışanımız var Pelin, o da gönüllü olarak başladığı işine profesyonel olarak devam ediyor. Onun dışında Yürütme Kurulu da dahil olmak üzere derneği oluşturan herkes gönüllü olarak çalışıyor. Bu da bizim gönüllülüğe bakış açımızın en temel göstergesi. Gönüllülerle her zaman beraber olma ihtiyacındayız. Bu sebeple derneğimizde gönüllü olmak isteyenler ilk önce internet sitemizdeki gönüllülük formunu doldurarak bir irade beyanında bulunmasını bekliyoruz. Kendi yetkinlikleriniz uzmanlıklarınız nelerdir, BBOM’a hangi alanlarda bizlere destek verebilirsiniz gibi noktaları bize iletebilirsiniz. Proje konularında, bütçe oluşturma ve yönetimi, sponsorluk (atölye ve okul), bağışçılar (arsa, yer) konularında bize destek olabilirsiniz. Bunun dışında da birçok noktada gönüllülerin çalışmalarına açığız. Örneğin, çeviri ile ilgili gönüllü bir oluşumumuz var. Dünya’daki alternatif eğitimle ilgili eğitimsel anlamdaki makaleleri yayınları Türkçe’ye çeviriyoruz. Üniversitelerdeki yabancı dil eğitimi alan arkadaşlar bize bu noktada çok büyük bir destek verebilirler. Çünkü genelde kaynaklar Almanca, İngilizce ağırlıklı. Burada büyük bir ihtiyacımız var. İnsan gücü her zaman ihtiyaç. Yaptığımız seminerlerde, çalışmalarda yardımcı olacak gönüllü arkadaşlara ihtiyacımız var. Bu özellikle genç gönüllüler için daha önemli. Onun dışında okulların kendi ihtiyaçları var. Yerellerde okullara gelip fiziki olarak çalışabilir herkes. Çünkü boya badana işini bile biz kendimiz yapıyoruz. Temizlik işini de kendimiz yapıyoruz. Bunların hepsini gönüllü yapıyor. Alışverişleri de gönüllü yapıyoruz. Çocuklarla oyunlar oynanabilir. Atölyeler yapılabilir. Mesela bizim alternatif eğitim modeli ile bağlantılı şöyle bir yapımız da var. Aileler gönüllü olarak okullarda atölyeler düzenleyebiliyorlar. Mesela siz seramik sanatçısısınız ya da seramikle ilgileniyorsunuz okulumuzda çocuklarla seramik atölyesi yapabiliyorsunuz. Ya da bir at eğitmenisiniz çocuklara binicilik dersi verebiliyorsunuz. Go oynuyorsanız çocuklarla go atölyesi yapabilirsiniz. Tüm bunlar da bir gönüllülük bizim için. Kısacası, gönüllü ihtiyacımız her zaman var her alanda var. Kendini geliştirmek isteyen gönüllü arkadaşlara da açığız.

BBOM’u takip etmek ve gönüllü olmak için iletişim kanalları
www.baskabirokulmumkun.net
BBOM Facebook’ta: www.facebook.com/baskabirokulmumkundernegi
BBOM Twitter’da: www.twitter.com/BBOMDernegi

Röportaj: Büşra Erdoğan
Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü son sınıf öğrencisidir. Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü’nde (BUSOS) yuva ve yurtlarda kalan çocuklarla gönüllü çalışmalar ve hak temelli savunuculuk yapmaktadır. Proje Panosu’nda da gönüllü olarak STK Röportajları’na katkı sunan Erdoğan, sivil toplumun dönüşmesi için var gücüyle çalışıyor.

Bunu da İnceleyin

Impact Hub İstanbul

Global Bir Ağın Türkiye’deki Sesi: Impact Hub İstanbul

Semih ile İstanbul’da Impact Hub İstanbul’un bir etkinliğinde tanışmıştık. Oldukça güzel bir etkinlikti ve sizler …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir