Impact Hub İstanbul
Ana sayfa / Röportajlar / Global Bir Ağın Türkiye’deki Sesi: Impact Hub İstanbul

Global Bir Ağın Türkiye’deki Sesi: Impact Hub İstanbul

Semih ile İstanbul’da Impact Hub İstanbul’un bir etkinliğinde tanışmıştık. Oldukça güzel bir etkinlikti ve sizler için Impact Hub İstanbul yeni kurulurken bir röportaj yapmak istedik. Keyifli okumalar. 

Merhaba Semih, seni biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba, tabii ki. Her ne kadar yaptıklarımla doğrudan bir ilgisi olmasa da Matematik & Bilgisayar bölümü mezunuyum. Üniversiteye girdikten kısa süre sonra masa başında kod yazmanın bana göre olmadığını fark ettim ve kendimi farklı yönlerde geliştirmeye çalıştım. Sivil toplum alanına ilk defa TOG ile girdim, seyahat ederek yeni diller öğrendim ve anladım ki her yaptığım işte insanlarla iç içe olmalıyım.

Üniversite yıllarından başlayarak birkaç yıl yönetim danışmanlığı sektöründe çalıştıktan sonra yüksek lisans eğitimim için Londra’ya gittim. Orada 2.5 sene geçirdikten sonra, devam edebileceğim bir işim de olmasına rağmen daha fazla katkım olacağını düşünerek Türkiye’ye dönmeye karar verdim. Döndükten sonra yine finans alanında çalışmaya başladım fakat hayatımdan memnun değildim. Daha fazla insana dokunan, sosyal faydasını görebileceğim bir işim olmasını istiyordum. Bu süreçte Impact Hub ile tanıştım ve şu anda Impact Hub Istanbul’un kurucu ortakları arasında yer alıyorum. Geçtiğimiz bir sene ve bu ağı oluşturma süreci benim için her anlamda dönüşüm yaşadığım bir süreç oldu ve önümüzdeki dönemle ilgili çok heyecanlıyım. Impact Hub henüz Türkiye’de yeni kuruluyor olduğu için pek bilinmiyor.

Impact Hub’dan ve çalışmalarınızdan biraz bahsedebilir misin?

Tabii ki, seve seve.. Impact Hub, bundan 10 sene önce Londra’da kurulmuş ve bugün 70’ten fazla şehirde merkezi olan global bir ağ. Aslında kuruluş hikayesi bu oluşum hakkında çok şey anlatıyor.

Impact Hub kurucusu Jonathan Bosna’nin Mostar şehrinde genç bir kadınla tanışıyor. Neredeyse tüm ailesini savaşta kaybetmiş olan genç kadın, bir fırını, barış merkezine (bir peace hub’a) çeviriyor. Bu merkez, soykırım sonrası dönemde BM diplomatlarını, aktivistleri, Sırpları ve Hirvatları barışı yeniden tesis etmek amacıyla bir araya getiriyor. Bu sayede, savaş sonrası süreçte kritik olan empati ve diyaloğun gelişebileceği ve cesur kararların alınabileceği bir ortam sağlanmış oluyor.

Bu hikayeyi yaşayan Jonathan, sosyal etki odaklı çalışan insanları, benimseyecekleri ortak bir mekanda buluşturma fikrinin gücüne kapılıyor. Jonathan, bu doğrultuda çıkan ilk ortak çalışma ve paylaşım alanı Impact Hub’ı 2005 yılında Londra’da kuruyor.

Oldukça kısa zaman içerisinde Jonathan’ın cesareti ve tutkusu diğer ülkelerden insanlara da sıçrıyor. Bunun sonucunda 10 sene içerisinde Impact Hub hızlı bir büyümeyle 70 merkezi olan global bir harekete düşünüyor.

Biz de bu ağın İstanbul ayağını oluşturuyoruz. Amacımız İstanbul’da hem yerelin ihtiyaçlarını karşılayan bir Impact Hub modeli yaratmak hem de uluslararası işbirliklerini hızlandırmak. Ortak mekanımız da uzun bir süreç sonrasında Mayıs’ın son haftasında açılıyor.

Impact Hub’ın en büyük işlevi network sağlayan ortak paylaşım alanı olması. Sence böyle ortak alanların oluşmasının sosyal etkiye yapacağı katkı nedir?

Böyle paylaşım alanlarının olması özellikle sosyal girişimciler için çok önemli. Bunun çok farklı avantajları var. Her şeyden önce sizinle ortak değerleri paylaşan ve bir şeyleri değiştirmek amacındaki insanlarla bir arada olmak motivasyon anlamında çok önemli. Özellikle sosyal girişimcilik zorlu ve yıpratıcı olabilen bir süreç, bu noktada birliktelik ve işbirliği çok önemli. Bu tarz alanların en önemli faydalarından biri de yetenek ve bilgi paylaşımına altyapı hazırlaması.

Örneğin, bir tasarımcı ile bir sosyal girişimci bir araya geldiği zaman çok daha verimli ve etkileyici sonuçlar çıkıyor. Bu tarz işbirliklerine alan açmayı hedefleyen mekanlar olması hem mevcut sosyal inovasyon projelerini hızlandırmak, etkisini büyütmek hem de yeni fikirlerin oluşmasına ortam hazırlamak adına çok önemli.

Üçüncü bir faydası da farklı disiplinlerden insanların oluşturduğu bu ağın sosyal girişimlerin görünürlüğüne yapacağı katkı. Amaçlarımızdan bir tanesi de sosyal etkisi yüksek projeleri farklı kesimlerle buluşturarak bu yönde farkındalığı artırmak.

Seni Impact Hub’ı Türkiye’de kuran ekipte olmaya iten sebep neydi? Neden başka bir oluşum değil de Impact Hub?

Impact Hub’ı diğer oluşumlardan ayıran en önemli faktör, ortak değerler sistemini paylaşan global bir hareket olması. Burada ortak paylaşım (çalışma) alanı bu ağdan maksimum verim alınması ve insanları bir araya getirmesi için bir araç. Ortak mekan (ofis ve etkinlik alanları) üretmek bizim ana hedefimiz değil.

Impact Hub’ın hayatıma girişi benim adıma kritik bir dönemeçte oldu. Bir süre İstanbul’da yönetim danışmanlığı alanında çalıştıktan sonra Londra’da London School of Economics’te yüksek lisansımı tamamladım. Bu süreçte dünyanın önde gelen finans kurumlarında edindiğim iş deneyimleri ve bulunduğum ortamlar beni bazı şeyleri ciddi anlamda sorgulamaya itti. Buna sebep olan çok fazla olay vardı. Örneğin iki yatırım fırsatı düşünelim: Bir tanesinde doğaya zarar veren ve karlılığı yüzde 6 olan bir enerji yatırımı var. Diğer tarafta da yüzde 5.5 getirisi olan bir yenilenebilir enerji yatırımı var. Bu kadar ufak bir fark bile olsa yatırımcıların doğaya zarar veren opsiyonu tercih etmesi beni çok rahatsız ediyordu, ve kendimi ait hissedemedim. Çevremde de benimle paralel düşünen arkadaşlarımın sayısının artmakta olduğunu fark ettim.

Bu alternatif arayışı sürecinde Impact Hub ile tanışmam internette okuduğum ve Impact Hub modelinin nasıl oluştuğunu anlatan bir makale ile oldu. Daha sonra Londra’daki hub’ları ziyaret ettikten ve orada çalışan sosyal girişimcilerle tanıştıktan sonra İstanbul’da da bunu hayata geçirmenin ve bu hareketi başlatmanın heyecanına kapıldım.

Impact Hub benim dünya görüşüm ve ideallerimle çok iyi örtüşüyor. Bu modelin Türkiye’deki ekosisteme katacaklarının çok önemli olduğuna yürekten inanıyorum.

3,5 adlı etkinlik serinizin 12 Şubatta gerçekleştirilenine katılmıştım ve oldukça da keyif almıştım. Bu 3,5 etkinlik serisi nereden ortaya çıktı ve amaçlanan ne?

3,5 etkinliklerinin amacı, Impact Hub Istanbul açılmadan önce içeride yaratmak istediğimiz ortamı ve kültürü canlandırmak, bu sayede insanların Impact Hub’ı daha iyi anlamasını sağlamaktı. Etkinliği ‘3.5 hafta bir, 3.5 dakika, 3.5 atmadan söz sende!’ vurgusuyla duyurduk. Slogandan da anlaşılacağı üzere buradaki amacımız insanların yargılanmadıkları bir ortamda, çekinmeden, özgürce kendilerini 3.5 dakika içinde ifade etmesini sağlamaktı. Şu ana kadar üç kez düzenledik ve çıkan farklı ve yaratıcı paylaşımlar gerçekten bizi de şaşırtıyor. Söz alanlar yaş aralığı, faaliyet alanı, yetenekler anlamında çok farklı olabiliyor. Bu çeşitlilik ve zenginliği sağlamak ve kimsenin dışlanmış hissetmeden kendini ifade edebileceği bir ortam kurmak bizim için çok önemli.

Gelecekte yapmayı planladığınız ne gibi uygulamalar var?

Impact Hub’da bir ortak çalışma ve paylaşım alanının ötesinde üyelerimizi ve yaptıkları anlamlı işleri destekleyici, farklı tipte içerikler sağlamak amacındayız. Aynı zamanda üyelerimizin Impact Hub içinde düzenlemek ve paylaşmak istediği içeriğe de gerek organizasyon gerek de ilgili kişilere ulaşılması anlamında destek olacağız. Bu içerikler arasında sosyal girişimleri, tasarımcılarla bir araya getiren hackathon tipi etkinlikler, girişimcilerin hikayelerini paylaştığı akşamlar, yurt içi ve dışından konuşmacıları ağırladığımız etkinlikler, eğitim programları, gazetecilik, fotoğrafçılık gibi farklı yaratıcı alanlara odaklanan çeşitli etkinlik ve programlarımız olacak.

Başka ülkelerdeki Impact Hub’lardan temsilcileri İstanbul’a davet etmek gibi bir fikriniz var mı?

Tabii ki. Impact Hub’ın en önemli özelliklerinden bir tanesi dünya üzerindeki Hub’lar arasında çok güçlü bir birliktelik olması. Düzenli olarak başka ülkelerdeki Impact Hub’lardan misafirlerimiz olacak ve onların üyelerimizle etkileşimini sağlayacağız. Bunun yanında diğer ülkelerdeki Impact Hub’lar ile gerçekleşecek ortak projeler de olacak.

Bu keyifli röportaj ve içten yanıtların için çok teşekkür ederim.

Rica ederim, benim için çok keyifli oldu. Ben de bize ve Impact Hub’a platformda yer verdiğiniz için sana ve tüm Proje Panosu ekibine çok teşekkür ederim.

Impact Hub İstanbul Facebook Sayfası
Röportaj: Osman Can Gül

Bunu da İnceleyin

Başka Bir Okul Mümkün Mü

Başka Bir Okul Mümkün Mü?

Proje Panosu’nun sivil toplum röportajlarında sıradaki konuğu Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Derneği. BBOM yürütme …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir