Ana sayfa / Röportajlar / İşaret Dili, Kahve ve Empatiyi Birleştiren Yer: Demgoodcoffee
İşaret Dili, Kahve ve Empatiyi Birleştiren Yer: Demgoodcoffee

İşaret Dili, Kahve ve Empatiyi Birleştiren Yer: Demgoodcoffee

Demgoodcoffee kısa bir zaman önce İstanbul/Beşiktaş’ta açılmış bir kahve dükkanı. Ancak burayı diğerlerinden  ayıran birtakım farklar var. Çalışanlar işitme engelli ve siparişlerinizi işaret dili ile veriyorsunuz. En temel amacı ise toplum içerisinde işitme engelli ve sağırlara karşı acıma duygusunu yenmek. Bizde demgoodcoffee’yi çok beğendik ve daha yakından tanımanız için kurucuları Ayşe Damla İşeri ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. 🙂

Ayşe Damla merhaba, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba. İsmim Ayşe Damla İşeri. 2009 yılında Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversite eğitimim için University of Virginia’ya gittim. Medya ve Tarih bölümlerinden mezun oldum ve 2013 yılında muhabir olabilmek hayali ile İstanbul’a geri döndüm. Ancak doğru platformun beni bulamaması veya benim onu bulamamam diyebiliriz; çözüm mekanizmasına dahil olabilmesi açısından gazetecilikten bir adım öte gördüğüm sivil toplumda buldum kendimi. Dem Derneği fikri ile yola çıktım sonra büyüttük bir çok insanın emeği ile.

Dem Derneği adında bir dernek kurdunuz ve yaptığınız faaliyetlerle toplumda işitme engellilere karşı olan acıma duygusunu yok edip farkındalık yaratmayı amaçladınız. Peki dernek ile çıktığınız bu yol nasıl Demgoodcoffee’ye kadar geldi?

Öncelikle Dem Derneği’nin amacını belirtmek gerekir diye düşünüyorum. Dem Derneği aslında empati temelli sosyal girişimcilik projelerini hayata geçirmek üzere kuruldu ve küçük olduğu için de tematik ilerleme kararı aldı. İlk teması sağırlar ve işitme engelliler oldu. Hedef, duyan yani dominant olan toplum ile sağır toplumunun diyalog kurması için keyifli bir platform yaratmaktı. Kahve dükkanı bu diyalog için güzel bir araçtı. Yani en baştaki fikir zaten diyalog için bir kahve dükkanıydı. Hedefe erişmek için dernek 1 buçuk yıl aktif olarak çalıştı.

Eş zamanlı olarak tabiki de bu kahve dükkanının proje merkezi olmak ve fikirleri paylaşıp büyütmek gibi de misyonları var. Sadece kahve dükkanı demek çok da doğru olmaz bu sebeple.

Ayrıca, şirketleşme hali ile Türkiye’nin mevcut hukuk sisteminde iyi bir sosyal girişim örneği olduğunu düşünüyoruz.

Derneklerin bağış ve aidat yerine hatta iktisadi işletme yerine nasıl gelir modellerini yatırım da alabilecekleri, eş zamanlı sosyal fayda üretirken aynı zamanda potansiyel karı tekrardan sosyal faydaya entegre edebilen bir sistem olduğunu da gösterebileceğimiz bir yapımız da var.

unnamed-6

Impact Hub İstanbul’un yayınladığı bir videoda bir hackathon sonucunda bunun ortaya çıktığını söylüyorsun. Bu hackathon’dan öncede bu tarz bir fikir var mıydı aklınızda yoksa tamamen hackathon’da mı ortaya çıktı?

Fikir dediğim gibi dernek kurulduğundan beri vardı. Hackathon bu fikrin evrilmesini ve markalaşmasının ilk adımını attığımız yer oldu.

Demgoodcoffee kurulurken ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve bunları aşmak için ne gibi yöntemlere başvurdunuz?

Çokça zorlukla karşılaştık. Say say bitmez. İlk kiraladığımız yerde tehdit almamız sebebi ile çıktık. Bütçemizin önemli bir kısmını kaybettik. Kısıtlı bütçe ile yine aynı yola devam etmek oldukça zorlu oldu. Vazgeçmeyi bile düşündüğümüz zamanlar olmuştur. Ama sonra hep iyi bir şeyler oldu. Küçük ama pozitif geri dönüşler aldıkça güç aldık belki de.

Kurulduktan sonra da iş etiğinden, sivil toplumdan ticarete geçişin ama aslında ikisinin de tam ortasında oluşun sancılarını yaşadık. Ama her zaman yavaş ama emin adımlarla hareket edip büyümeyi hedef aldığımız için çıkış noktamızı hatırladıkça zorlukları aşabileceğimizi öğrendik.

İlerleyen zamanlarda Demgoodcoffee ile ilgili farklı ve daha iyi noktaya taşıyabilecek planlarınız var mı?

demgoodcoffee, şubeleşmek üzere kuruldu. Çünkü daha çok işitme engelli ve sağırın mesleki olarak kendilerini geliştirebilecekleri bir alana istihdamını arttırmanın yolu ve eş zamanlı ve daha da önemlisi sosyal etkiyi toplumun her yanında yaygınlaştırmanın bu şekilde olabileceğine inanıyoruz.

Bildiğim kadarıyla kafede çalışanlar işitme engelli ve toplumumuzun da çok büyük bir kısmı işaret dili bilmiyor. Sipariş verirken ne şekilde vermesi gerektiği konusunda yardımcı oluyor musunuz?

Kafenin girişinde yer alan bir IPAD’imiz var. Kahvelerin ve basit diyalog kelimelerinin işaretlerini orada görmek mümkün. Gelen kişi IPAD’e yönlendiriliyor. İşareti yapmatı deniyor. Zaten müdavim olan bir süreden sonra ihtiyaç duymadan da kahve siparişini verebiliyor. Hem de isterse sokağın başından bile siparişini verebilir.

Zaten web sitemiz de aynı şekilde. İnsanlar gelmeden önce de bakabilirler ve öğrenebilirler.

unnamed-10

unnamed-3

İşitme engelli ve sağır kavramlarını ayrı ayrı kullanıyorsunuz. Aradaki fark ne peki?

Aslında aradaki fark sivil toplumda bir pozisyonlanma halini gösteriyor. Sağır kişiyi anadili Türk İşaret Dili olan ve birincil iletişim metodu olarak bu dili kullanmayı tercih edenler için kullanıyoruz. İşitme engelli söylemi ise ( her ne kadar yeni bir literatür kullanılması gerektiğini düşünsek de ) işitme cihazı ve implant kullanıcılarını da kapsıyor. Yani başka bir deyişle, her işitme engelli Türk İşaret Dili ile anlaşıyor, anlaşabiliyor veya anlaşmayı tercih ediyor diye bir şey yok.

İçten yanıtların için çok teşekkür ederim. 🙂

Asıl Dem Derneği ve demgoodcoffee adına ben teşekkür ederim. 🙂

Demgoodcoffee İnternet Sitesi / Facebook Sayfası

Röportaj: Osman Can Gül

 

Bunu da İnceleyin

Impact Hub İstanbul

Global Bir Ağın Türkiye’deki Sesi: Impact Hub İstanbul

Semih ile İstanbul’da Impact Hub İstanbul’un bir etkinliğinde tanışmıştık. Oldukça güzel bir etkinlikti ve sizler …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir