Yüreğinden Çocuk Doğuranlar: Koruyucu Aileler
Ana sayfa / Röportajlar / Yüreğinden Çocuk Doğuranlar – Koruyucu Aileler

Yüreğinden Çocuk Doğuranlar – Koruyucu Aileler

İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe GÖKALP ile yaptığımız röportajda koruyucu aileliğin Türkiye’deki durumu, devlet koruması altındaki çocukların mevcut durumu ve gönüllük üzerine konuştuk.

Neşe Abla merhaba, sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Elektronik Mühendisi olarak, profesyonel meslek hayatımı 4 yıl önce, bir telekomünikasyon operatöründe emekli olup tamamladım. Özellikle çalışma hayatımın son on yılı içinde, yuva ve yurtlarda gönüllülük yaparken, 2006 yılında, o zaman 9 yaşında, bir erkek çocuğun koruyucu ailesi olmakla başlayan hikayemiz, bu yola gönül vermiş arkadaşlarımız ile 2007 yılında Bizim Çocuklar Gençlik Akademisi ve 2012 yılında İstanbul Koruyucu Aile Derneği’ni kurmakla devam etti.
Devlet korumasında kalan çocuk ve gençlere gönül vermiş birisiniz. Bu alanda yaptığınız çalışmalar neler?
Türkiye’de maalesef birçok insan devlet korumasındaki çocuklar için birşeyler yapmak isterken, farklı noktalarda engellere takılarak, büyük çoğunlukla da daha başından itibaren vazgeçmekte. Genellikle kadınlar, özellikle de anne olduktan sonraki dönemlerinde,  bir başka çocuk için, özellikle yuva ve yurtlarda büyümekte olan çocuklar için, bir şeyler yapmak istiyor ancak gönüllülük konusunda, kurumun da haklı olarak bir gönüllüden beklenen bazı kriterlerini tam algılayamadıklarından, daha başlangıçta ya da kısa bir zaman sonra vazgeçiyor.
Gönüllük hiç ara verilmemesi gereken, hele ki söz konusu olan çocuklar ise, bir yürekten yapılması gereken iş ve bağlanma meselesidir. Bu nedenle sabırla ve azimle vazgeçmeden çalışmak gerekir. Ben koruyucu anne olduğum o dönemde yuva ile irtibatımı hiç kesmedim ve oğlumun o dönem yuvadaki tüm arkadaşları ile bağlantımızı devam ettirdik. O dönemde diğer gönüllü arkadaşlarımız ile kurduğumuz Bizim Çocuklar Gençlik Akademisi Derneği aracılığıyla, gerek yuvada kalmaya devam eden gerek biyolojik ailesine dönmüş çocuklarımızın takipçisi olduk. O dönemin çocukları arasında şu anda üniversite kazanmış birçok gencimiz için burs veren bir dernek olmakla kalmadık, onları dönüş yaptıkları biyolojik aileleri yanında da yalnız bırakmayan gönüllüler olduk.
Gönüllülük bir takım çalışmasıdır. O nedenle, tüm gönüllü olarak çalışmak isteyenlere buradan sesleniyorum. Bize ulaşın, hangi konularda birlikte çalışabileceğimizi konuşalım, planlar yapalım, fark yaratalım.
Sizinle koruyucu ailelik üzerine bir etkinlikte tanışmıştık. Şimdi koruyucu aile hizmet modeli üzerine de ses getirici çalışmalar yapıyorsunuz. Bunlardan da biraz bahsedebilir misiniz?
Evet, bahsettiğim gibi gönüllülük, koruyucu aileliği yaygınlaştırma, yuva sonrası çocukların durumu, yuvadaki çocukların biyolojik ailelerine geri dönüşleri gibi süreçlerde çalışmalarda bulunduk. Bu süreçte aileler için sosyo–ekonomik nedenler zaten çok fazla değişmediği için, özellikle okul ve çevre ile ilgili  büyük sorunlar yaşandığını gözlemledik. Aynı şekilde, yetiştirme yurduna devam edenlerin de özellikle lise yıllarının başlarında okul devamsızlıkları ve başarısızlıkları ile öğrenim dışı kaldıklarını gözlemledik. Çocuklarımız,  birçok  ailedeki biyolojik  çocukların sahip olduklarından farklı bir şey istemiyorlardı aslında, belki bir cep telefonları olsa hiç fena olmazdı tabii ki de,  ama en öncelikli istedikleri tek şey sevgi idi. İşte tam bu noktada, İstanbul Koruyucu Aile Derneği’ni kurmaya karar verdik. Bir grup koruyucu ailemiz ile nitelikli koruyucu aileliğin arttırılması için kolları sıvadık. İyi ki de öyle yapmışız. İki yıla yaklaşan bir zamanda bilinirliğimiz arttı, İstanbul’daki koruyucu aileler ile toplantılar, etkinlikler aracılıyla yüz yüze görüşme şansı elde ettik. Aileler ve çocuklarımız ile piknik, kahvaltı, tarihi ada ve müze gezileri düzenledik. En güzeli, birbirimizi tanıdık, çocuklarımız da birbirlerini tanıdılar ve hep birlikte kocaman bir aile olduğumuzu hissettik. 2012 yılında İstanbul’da Koruyucu aile sayısı henüz 100 bile değilken, bugün 2 yılda, İstanbul 311 aile ve 337 çocuk ile en çok koruyucu ailenin olduğu il olmuştur.
Son olarak, gençlik ve gönüllülük üzerine söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Bir dönemin yuva ve yurt çocuklarının bugün bir kısmı ne yazık ki devlet koruması sonrası barınacak bir yer bulamayıp, sokaklarda yaşamaya başlıyorsa, bir çocuğun hikayesi çocukluğunda ona kalpten bağlanmış bir gönüllüsünün, ya da ona yuvasını açmış bir koruyucu ailesi olmamasının eksikliğindendir diye düşünüyoruz.
Bu nedenle bu yola gönülden baş koymuş kişiler olarak sizleri yapmaya çalıştığımız bu çalışmalarda, takımın bir parçası olarak görev almaya ve birlikte çalışmaya davet ediyoruz.
Çocuklarımızı sevgi dolu bir ailede büyütmek için giriştiğimiz bu yolda destekçimiz, gönüllümüz olmak ister misiniz? Belki de gönüllü olarak yapacağınız bu başlangıç, bizim için de olduğu gibi, sizi de “koruyucu aile” olmaya taşıyacaktır.
Evli ya da bekar, çocuklu yada çocuksuz herkesi “koruyucu aile” ya da “gönüllü” olmaya çağırıyoruz…
Sevgiyle kalsın tüm gönüller, tüm çocuklar ve gençler…

Bunu da İnceleyin

Mektup kardeşliği

Mektup Kardeşliği Başlıyor !!!

Mektup Kardeşliği nedir? Mektup Kardeşliği Türkiye’nin dört bir yanından gönüllülerce oluşturulan bir mektuplaşma ağıdır. Bu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir